Coffee Village Türkiye’ye Dünyanın Kahvesini Getiriyor

Coffee Village Türkiye’ye Dünyanın Kahvesini Getiriyor
Türkiye’de yerleşik kahve evi kavramını ve kahve piyasasını değiştirme amacıyla sektöre giriş yapan yepyeni bir marka var: Coffee Village. Kuruluş, hedefleri kadar Türkiye’deki kahve piyasasına dair gözlemleriyle de öne çıkıyor. Coffee Village Türkiye Genel Müdürü Zekai Akın, mönülerinde yer alan dünyanın dört bir yanından 60 farklı kahve lezzetiyle, sektördeki iddialarının altını çiziyor…
İstanbul’un Anadolu yakasında yer alan elit semt Moda’da geçen ay sessiz sedasız hizmete giren bir mekan : Coffee Village… Burası, ilk bakışta “kahve evi” olarak değerlendirilse de, hizmetinden kahve çeşitlerine kadar “farkın adı” olmaya aday. Şimdilik tek şubesi bulunan Coffee Village’ın hedefleri de büyük: Bir yılda, sadece İstanbul’da 25 şube açmak! Söz konusu 25 şube için yatırımı kendi öz sermayelerinden karşılayacaklarını açıklayan Coffee Village Türkiye Genel Müdürü Zekai Akın, lokasyon ve metrekare değişkenlerini de göz önünde bulundurarak, her şube için 250 ila 300 bin TL arasında maliyet hesabı yaptıklarını, İstanbul harici illerde belirleyici etkenin de söz konusu il ve o ilde açılan şube sayısına göre artacağını belirtiyor. Diğer kahve evi zincirleri gibi franchise yöntemiyle büyümeyi düşünmediklerini belirten Akın, “Franchise vermeyi düşünmedik. Belirlediğimiz konseptin, bizim planlarımız dahilinde ilerlemesini istiyoruz” diyor.
Kahve dünyadan geliyor!
Coffee Village, gerçekte Türk kahveseverleri farklı bir kavramla, “Costa Rica Modeli” ile de tanıştırmış oluyor. Bu, kahve üreten ülkeler için geçerli bir model ve temel olarak, kahve üretimi yapan köylerin merkezinde yer alan büyük değirmenler etrafında gelişen bir sisteme sahip. Zekai Akın, “Bu köylerde ağaçtaki olgun çekirdekten başlayan ve çuvaldaki pişirmeye hazır kahveye kadar uzanan bir üretim sistemiyle çalışılır. Ancak bu sistem, uluslararası markaların ihtiyacını artık karşılamaya yetmiyor, “butik” kalıyor. Coffee Village gibi oluşumlar ise mevcut anlayışı, dünyaca ünlü kahve çekirdekleriyle geliştiriyor. Böylece kahve üreten pek çok ülkenin en değerli kahve çekirdekleri bir araya toplanıyor ve farklı bir kahve konsepti ortaya çıkıyor. Özetle, Coffee Village’da içilen her yudum kahvede, dünyanın kahvesi var: Costa Rica, Brezilya, Guatemala, Meksika, Kenya ve Sumatra bu ülkelerden bazıları. Sonrası Türk baristaların marifetine kalıyor. Kahve, en güzel şekilde hazırlanıyor ve sunuluyor. Bu, maliyeti hayli yüksek bir iş ancak Türkiye’de kahve denince ilk akla gelen marka olmayı planlandığımız için, bu maliyetten kaçmıyoruz.”
Juan ve eşeği ile başlayan atılımın hikayesi
Coffee Village’da sunulan kahvelerin tüm dünyadan gelmesine karşılık, kuruluş % 100 Türk! Hikayesi de kısaca şöyle: Uzun yıllar yurt dışında yaşayan Zekai Akın, bir iş gezisi nedeniyle Costa Rica’ya gider. Orada Village Coffee markasının hikayesini duyar. İlgisini çeker ve Costa Rica’nın kahve ekimi yapılan Valle Central bölgesini de ziyaret eder. Köylerin iki geçim kaynağı vardır: Kahve çekirdeği yetiştiriciliği ve toplanan bu çekirdek kahvelerin eşeklerle sahildeki kahve toptancılarına ulaştırılması… Sonrasını Akın, şöyle anlatıyor: “Juan Ricard Callas, ki ölümünden sonra herkes onu “Don Juan” olarak anmış, bu kahve taşıyıcılarından biri. Çalışkanlığı ve güvenilirliği ile farklı biri. Sadece kahve taşımıyor, kahve toptancılarının çiftçilere ödenecek parasını da taşıyor. Zamanla köyünün adı Juan Ricard ile anılmaya başlıyor. Vefatının ardından, şehirdeki kahve toptancıları onu, eşeğini ve köyünü ölümsüzleştirmek için önce Coffee of Village, ilerleyen yıllarda ise Village Coffee adıyla anılan kahve markasını kuruyorlar. Marka ilk olarak Amerika’ya gidiyor. Ben yaptığım görüşmelerle markanın Türkiye isim hakkını satın aldım. Coffee Village markasını bir aile şirketi olarak Türkiye’ye getirdik. Bu sebeple de yüzde yüz Türk’tür. Markanın haklarını satın alırken de anlaşmamızı bu şekilde imzaladık. Görüşmelerde Türkiye için Coffee Village söyleminin daha uygun olduğunu belirttik ve bu isimle faaliyete geçtik. Aslında markanın ilk kuruluşundaki adına geri dönmüş olduk.”
Zekai Akın, bir yıl içinde İstanbul’da 25 Coffee Village açma hedeflerine de değinerek, açılacak şubeler için lokasyon ve fizibilite çalışmalarına başlandığını, şu ana kadar uygun 159 lokasyon belirlediklerini dile getiriyor.
Türk kahvesi yanında pişmaniye
Dünya çapında kahve zincirlerinin Türkiye’de ard arda şube açması konusunda tedirgin olmadığını belirten Akın, rekabeti “doğal” görüyor ve Türk halkının kahve tüketimi karşısındaki tedirginliğini, ekonomik fiyatları kadar, farklı kahve tatlarıyla da yeneceklerini söylüyor. “Moda’da yer alan tüm banka şubelerinin tüm çalışanlarına, mesai saatleri dahilinde normal menü fiyatlarından yüzde 50 indirim uyguluyoruz. İlk defa bizim piyasaya sunduğumuz Pişmaniyeli Türk Kahvesi’nde normal satış fiyatımız 2.40 TL. Biz bu ürünümüzü bankacı Coffee Village dostlarına mesai saat ve günlerinde 1.20 TL’ye sunacağız. Cheesecake’ler 2.95 TL… Öğrencilere, sağlık çalışanlarına da özel indirimler yolda… Hedefimiz ise 1 yıl içerisinde Moda’da, kahve denince herkesin bildiği ve geldiği bir yer olmak.”
Coffee Village henüz bir ciro hedefi belirlememiş ancak en iyi ciroyu yakalamak için uygun fiyat stratejisini sürdürmekte kararlılar. Bunu da 40 çeşit dünya kahvesi, 10 farklı aromadaki kahveleri ve 10 farklı spesyal kahveleri ile yakalamak istiyorlar. Türk kahvesi yanında pişmaniye vermek, Coffee Village’a has bir özellik. Ayrıca Coffee Village’da en pahalı kahve de Türkiye için özel olarak hazırladıkları “Don Juan” spesiyalitesi ve fiyatı da 6 TL. Özel olarak hazırladıkları Aplacar El Hambre (İspanyolca “atıştırmalık” anlamına geliyor) ve House Blend Coffee’nin yer aldığı mönü de 8 TL’den kahve severlere sunuluyor.
Bu Haberi Yazıcıya Gönder









Yorum Yazın